14 günlük demonuzu şimdi planlayın

Demonuzu acil ihtiyaçlarınıza göre uyarlayacak ve tüm sorularınızı yanıtlayacağız. Nasıl çalıştığını görmeye hazır olun!

2026 Ocak Faiz Artışı

Artan Faiz Yükü, Borçlanma Stratejisi ve Enflasyon Politikası Üzerine Teknik Bir Değerlendirme

2026 yılı Ocak ayında Hazine ve Maliye Bakanlığı, artan faiz giderlerine ilişkin kamuoyuna bir açıklama yaptı. Açıklamada, faiz yükündeki artışın büyük ölçüde geçmiş dönem borçlanmalarından ve değişen makroekonomik koşullardan kaynaklandığı ifade edildi.

Bu değerlendirme, borçlanma stratejisinin zamanlaması, enflasyon dinamikleri ve para politikası tercihlerinin kamu maliyesine etkisi çerçevesinde teknik olarak incelenmelidir.


1. Faiz Yükündeki Artışın Kaynağı

Faiz giderlerindeki artışın temel nedeni, geçmiş dönemde yapılan yüksek maliyetli borçlanmaların bütçe üzerindeki yansımasıdır. Özellikle kısa vadeli ve değişken faizli borçlanma tercihi, politika faizindeki sert artışlar sonrası Hazine’nin ortalama borçlanma maliyetini yükseltmiştir.

Bu durum teknik olarak bir “yeniden fiyatlama riski” (repricing risk) sonucudur.


2. Borçlanma Stratejisinin Zamanlaması

2021–2022 döneminde Türkiye’de politika faizleri düşürülürken, küresel ölçekte merkez bankaları pandemi sonrası enflasyon baskılarına karşı faiz artırımı sürecine girmiştir.

ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) faizleri artırırken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini düşürmüştür. Bu politika farklılaşması:

  • Kur üzerinde baskı oluşturmuş,
  • Risk primini (CDS) artırmış,
  • Enflasyon beklentilerini bozmuş,
  • Devlet iç borçlanma faizlerini yükseltmiştir.

Dolayısıyla borçlanma maliyetlerindeki artış, yalnızca küresel koşullarla açıklanamaz.


3. Enflasyon Artışının Nedeni Yanlış Faiz Politikası mıydı?

Pandemi sonrası küresel enflasyon artışı arz zinciri bozulmaları, enerji fiyatları ve genişleyici maliye politikalarından kaynaklanmıştır. Ancak Türkiye’de enflasyonun küresel ortalamaların oldukça üzerine çıkması, para politikasının gevşetilmesiyle hızlanmıştır.

Faiz indirimi süreci:

  • Kur geçişkenliğini artırmış,
  • Beklentileri bozmuş,
  • Negatif reel faiz ortamı yaratmış,
  • Finansal dolarizasyonu güçlendirmiştir.

Bu nedenle enflasyon artışının önemli bir kısmı iç politika tercihlerinin sonucudur.


4. Borçlanma Kompozisyonunun Etkisi

Borçlanmanın kısa vadeye yoğunlaşması ve değişken faizli enstrümanların ağırlığı, faiz artışı döneminde bütçe üzerinde ani ve yüksek yük oluşturur.

Eğer daha uzun vadeli ve sabit faizli borçlanma tercih edilseydi, faiz artışlarının bütçeye yansıması daha zamana yayılmış olurdu.


5. Risk Primi ve CDS Etkisi

Türkiye’nin risk primi 2022–2023 döneminde belirgin şekilde yükselmiştir. Risk primindeki artış, Hazine’nin borçlanma maliyetine doğrudan yansımıştır.

Bu artış yalnızca küresel faiz ortamından değil, para politikası güvenilirliğinin zedelenmesinden de kaynaklanmıştır.


6. Hazinenin Açıklaması Teknik Olarak Hatalı mı?

Hazine’nin “faiz yükü geçmiş borçlanmaların sonucudur” açıklaması teknik olarak doğrudur. Ancak eksiktir.

Çünkü geçmiş borçlanmaların maliyeti, o dönemde uygulanan para ve makroekonomik politikaların bir sonucudur. Dolayısıyla artan faiz yükü sadece zamanın koşullarına değil, politika tercihlerine de bağlıdır.


7. O Dönemin Şartlarına Göre Yanlış mıydı?

Küresel faiz artışı sürecinde faiz indirimi yapmak, yüksek enflasyon ortamında genişleyici para politikası uygulamak, finansal istikrar açısından risklidir.

Bu politika tercihi kısa vadede kredi büyümesini desteklese de, orta vadede:

  • Kur şoku,
  • Yüksek enflasyon,
  • Artan borçlanma maliyeti,
  • Bütçe üzerinde faiz baskısı

şeklinde geri dönmüştür.


8. Bugün Gelinen Nokta

Faiz artışı sonrası borç stokunun ortalama maliyeti yükselmiş, bütçede faiz giderlerinin payı artmıştır.

Bu durum mali alanı daraltmakta ve kamu harcamalarının kompozisyonunu etkilemektedir.


9. Sonuç

Artan faiz yükü yalnızca küresel koşulların değil, 2021–2022 döneminde izlenen para politikası tercihlerinin, borçlanma kompozisyonunun ve risk primindeki artışın bir sonucudur.

Hazine’nin açıklaması teknik olarak doğru olmakla birlikte, borçlanma maliyetini belirleyen temel dinamikleri tam olarak yansıtmamaktadır.

Makroekonomik istikrarın sürdürülebilirliği için, para politikası ile borç yönetimi arasında güçlü bir koordinasyon gereklidir. Aksi takdirde, faiz yükü geçmişin değil, politika tercihlerinin gecikmeli bir yansıması olarak bütçeye yansımaya devam eder.

Paylaş: